821

Mezopotamya'ya Tepeden Bakmak - Adıyaman Kahramanmaraş

Biz yine yolumuza devam edelim. Bu seferki durağımız Adıyaman. Adını, anlamı Güzel vadi olan ‘Vadi-i Leman‘ kelimesinin zamanla değişmesi üzerine Adıyaman olarak almıştır.

Adıyaman içinde bulunan St. Paul Süryani Kilisesi 18. yüzyılda yaptırılmış. Adıyaman Merkez Mara Mahallesi'nde 1905 tarihli kitabeli eski yapı St. Pavlov ismiyle anılan bir Süryani kilisesidir. Çevre illerde yaşayan 150 Süryani aile var... Arapça ve Aramice'nin ana dilidir Süryanice... Süryaniler insan, baba, oğul, kutsal ruha  inanıyor... Hristiyanlar baba, oğul ve kutsal ruha inanıyor. Şam metropolitliğine bağlı.

Adıyaman’a geldiğinizde mutlaka yörenin usulüne uygun çiğköfte yemelisiniz. Yalnız servisi sunumu bildiklerinizden tamamen farklı, çünkü çiğköfte turşulu, domatesli, salatalıklı… Üstelik menüden değişik çeşitler seçebiliyorsunuz burma, pestil, fetih gibi.

Türkiye'nin güneydoğusunda tanrıların ve kralların dev heykellerini barındıran ve UNESCO'nun dünya mirası listesinde yer alan Nemrut Dağı Ören Yeri, 2150 metre yükseklikte etkileyici bir manzaraya sahip. Kommagene Kralı I. Antiochos’un tanrılara ve atalarına minnettarlığını göstermek için yaptırdığı mezarı, anıtsal heykelleri ve benzersiz manzarası ile Helenistik Dönemin en görkemli kalıntılarından birisidir. Varlığı bilinmekle beraber kral mezarı, henüz keşfedilememiştir. Bugün Nemrut Dağı'nın batı tarafında taştan yapılma bu dev heykellerin sadece yıkıntıları ve başları görülüyor. Güneşin batışını ya da doğuşunu buradan seyretmek gelenek. Engebeli yollardan geçerek dağın tepesine ulaştığınızda kuzey, doğu ve batı teraslarından oluşan tepe sizi karşılıyor.

Kommagene Kralı I. Antiochos‘un kendisi için yaptırdığı anıt mezar odasının üzerinde kırma taşlardan oluşan bir tümülüs ve tümülüsün üç tarafını çevreleyen kutsal alanlar bulunuyor. Nemrut Dağı Tümülüsü MÖ 1. yüzyılda inşa edildiği bilinen ve yapıldığında 55 metre yükseklikte olan tümülüs, bugün 50 metre yüksekliğinde ve 150 metre çapında.

Kommagene Kralı I. Antiochos tüm kültürleri birleştirmeyi hedefleyen bir kralmış. Bu amaçla başka kültürlerin tanrılarını bir araya getirecek heykeller yaptırmış. Kral tarafından dağın tam tepesine inşa edilmiş olan tümülüs, küçük kırma taşların yığılmasıyla oluşturulmuş. Kral Antiochus heykelinin kafası da gövdesinin önünde dursa da hala heybetli görünüyor. Yanında bir kartal ve krallığının koruyucu tanrısı Kommagene heykeli bulunuyor. Kommagene Büyük İskender'in imparatorluğunun parçalanması üzerine ortaya çıkan birçok krallıktan biri. Güneydoğu Anadolu'daki bu krallık, batısında Roma ile doğusunda Part krallığı arasında sıkışıp kalmış. İyi korunmuş durumdaki dev heykeller kireçtaşı bloklarından yapılmış ve 8-10 metre yükseklikte.

Mezarın doğu yakasında bir aslan heykeli gözetmektedir bölgeyi. İnsanlar burada tanrıların huzurunda ateş yakıp ziyafetler hazırlayarak onları mutlu etmeye çalışırdı. Antiochus kendi heykelini Zeus gibi tanrıların heykellerinin yanına yaptırarak onlara tapınan insanların duasını almayı da amaçlamıştır. Tümülüs terasları, I. Antiochos'un şerefine tertiplenen törenlere mahsus doğu, batı ve kuzey terasları olmak üzere üç terasla çevrili. Doğu terasında yaklaşık 10 metre yüksekliğindeki tahtların üzerine sıralar halinde oturmuş yüzleri güneşe bakan dev tanrı heykelleri bulunuyor. Tanrılar ve Krallar Sofrası, Kral I. Antiochos, Kommagene Tanrıçası Fortuna, Yunan mitolojisinde tanrılar tanrısı Zeus; güneşin, sanatın, şiirin kâhin tanrısı Apollon ve kudretin simgesi Herakles heykelleri ve Mitra, Helios, Hermes, Oramasdes ve Ares’in heykelleri ile karşılaşmaktasınız. Heykellerin hikâyelerini ve anlamlarını incelediğinizde hiçbirinin rastlantısal bir şekilde yerleştirilmediğini, adeta krallığı kuşbakışı izleyerek ömür boyu korumakla görevlendirildiklerini görmektesiniz. Batı terasında da doğu terasında olduğu gibi gücü ve hakimiyeti temsil eden heykellere yer verilmiş. Simetrik bir düzen olduğu aşikar olan teraslardan batı terasında da tahtlarında oturan dev tanrı heykelleri, Kommagene Kralı I. Antiochos'un heykeli ve tanrılarla tokalaşma kabartmaları bulunuyor. Batı terasında bir aslan horoskop kabartması da yer alıyor. Aslan kabartması üzerinde yer alan ay ve yıldızlardan Kral I. Antiochos'un tahta çıkış tarihi olan 7 Temmuz 62 okunuyor.

Adıyaman il merkezine 63 km uzaklıktaki M.Ö. II. yüzyılda Kommagene Krallığı’nın atası olan Arsames tarafından kurulan ve günümüzde Arsemia Antik Kenti olarak anılan şehir, Kral I. Antiochus’un babası I. Mithridates’e ait bir mezara ev sahipliği de yapıyor. Kommagene’nin yazlık başkenti ve idare merkezi olarak kullanılan şehir. Arsemia Antik Kenti'ne dar bir patika yoldan çıkılıyor. Bu yolun üzerinde bir heykel ve su sarnıcı bulunuyor.

Arsemia tarihine ışık tutan Anadolu’nun en büyük Grekçe kitabesini koydurmuş. Bu kitabede de, anıt mezar ile dönemin medeniyeti ile ilgili tarihi bilgiler yer alıyor. Kitabede; Arsemia Kenti'nin I. Antiochus'un atası Arsames tarafından kurulduğu, bölgenin krallığın yazlık başkenti olduğu, I. Mithridates'in mezarı olduğu, anıt mezar ile dönemin uygarlığı ile ilgili tarihi bilgiler yer alıyor. 1953 yılında Arsemia’ya keşif için giden Alman Arkeolog F. Karl Dörner, zamanla kapanan anıtın bir parçasını görür ve ekibiyle birlikte bu parçanın toprak altnıda kalan kısmını da çıkarmak için çalışmalara başlar. Uğraşlar sonucu anıtı tamamen ortaya çıkarır. Yazıtın bulunduğu yerden itibaren 158 metre derine inen bir tüneli keşfeder. Herkül’ün, kendini tanrı katında gören Kral I. Antiochus ile tokalaşma sahnesinin yer aldığı 10 ton ağırlığındaki kabartmaya ev sahipliği yapması. Kabartmadaki tasvire göre kral, başındaki tacıyla birlikte Herkül’den daha uzun boylu ve daha güçlü görünüyor. Bu da kralın kendini ne denli güçlü gördüğünün bir kanıtı olarak bugünkü önemini arttırıyor

Adıyaman’a 60 km mesafede, Kahta ilçesine bağlı Kocahisar Köyü’nde yer alan Kahta Kalesi, 350 metre yükseklikteki bir uçurumun kenarına konumlanmış durumda. Kommagene Krallığı tarafından inşa edilen kale, daha sonra Roma döneminde geliştirilmiş, 13. yüzyılda da Memluklerin hakimiyetinde restore edilmiş. Kalenin kapı girişi üzerinde, mescitte, doğu burcunda ve sarayın giriş kapısında olmak üzere çok sayıda kitabeler mevcuttur. Kale giriş kapısı üzerinde yer alan yazıtta Memluk Sultanı Kalaun’un, mescitte bulunan yazıtta Melik Eşref Selahaddin Halil, sarayın giriş kapısındaki kitabede ise Melik Nasır’ın adları geçer. Kale içinde mescit, hapishane ve zindan, posta güvercinlerinin yetiştirildiği kule, sarnıçlar, hamam ve Kahta Çayına (Nymphaios) inen gizli bir su yolu bulunmaktadır.

Eski adıyla Chabinas olan şimdiki adıyla Cendere suyu üzerinde bulunan Cendere Köprüsü İ.S. 1 yy. sonlarında Samsat’ta karargah kurmuş olan 16. Roma Lejyonu Septimius Severus tarafından inşa edilmiştir. ‪Adıyaman’a 55 km mesafede, bugün Eskikale olarak bilinen bir antik yerleşim bölgesinde, köprü kemeri 92 adet taş blokun üst üste bindirilmesi ile inşa edilmiş. Deprem ve yer sarsıntılarına karşı köprü ve sütunlara esneklik payı verilmiştir. Köprü üzerindeki sütunlar kitabelerle süslenmiş, köprünün tarihi ve yapılışı hakkında bilgi vermektedir. Tarihi Cendere–Roma Köprüsü iki kez restorasyon görmüştür. Septimius Severus bu muhteşem köprüyü ailesi onura inşa etmiş. Giriş ve çıkışlarda ikişer adet toplam dört sutün varmış. Güneydekiler sağda bulunan sütünü kendi adına, karşısındaki sütünü eşi ve askerlerin annesi olarak anılan Jullia Domna onuruna, kuzeydeki ve halen yerinde duran sütünü büyük oğlu Caracalla onuruna karşısındaki ve Caracalla tarafından ortadan kaldırılan sütunu küçük oğlu Geta onuruna diktirmiştir. Caracalla’nın taht kavgası sonucu kardeşi Geta'yı ortadan kaldırması ile bu sütun da kaldırılmıştir.

Kommagene’lilerin kraliçelerine ait Anıt Mezar yöre halkı tarafından sütün üzerinde bulunan kartal heykelinden dolayı Karakuş olarak adlandırılmaktadır. Adıyaman-Kahta girişinde bulunmaktadır. Karakuş Anıt Mezarı aynı zamanda Kommagene’liler için önemli bir Temenos‘tur. Kutsal alandır. Kral Antiochos Theos’un yerine geçen oğlu II. Mithradates annesi Isias için bu anıt mezarı inşa etmiştir Dünyanın en güzel kadını dediği annesi Isias için inşa ettiği anıt mezara Pers prensleri ile evli olan kız kardeşleri Laodike ve Antiochis’inin Pers - Roma savaşında öldürülmesi ile bunların cenazelerini - annesinin yanına gömmüştür. Batıdaki sütün üzerinde tokalaşma sahnesi Mithradates ve güneş tanrısı Apollo’yu göstermektedir. Kuzeyde yerde duran aslan oldukça yıpranmış durumdadır. Doğuda bulunan ve boğa yerdeki gücü temsil etmektedir. Doğudaki sütun üzerinde yer alan yazıta göre, bu mezar 2. Mithridates’in annesi Isias, kızkardeşi Antiochis ve yeğeni Aka’ya aittir. Laodike’nin kabrinin üzerinde “O tüm kadınların en güzeliydi “ yazmaktadır. İ.Ö.36 -38 lerde inşa esilen anıt mezar –kutsal temenos; etrafı surlarla çevrilmiş, Roma’lıların işgali ve Kommagene’lilerin tapınaklarının tahrip edilmesi ile Karakuş’ ta nasibini almış. 1968’lerde Amreikali Theresa Goel mezar odasına ulaşmak istemişse de zamanın Kahta Kaymakamı tarafından bilimsel olmadığı gerekçesi ile izin vermemiş.

Kommagene Krallığı’nın en önemli birkaç şehrinden biri olan ve bugün “Pirin” olarak bilinen Perre Antik Kenti, Helenistik Dönem ile birlikte erken Roma dönemine ait birçok tarihi esere de sahip. 200’den fazla mezar bulunan bu mezarların özelliği kayalara oyularak yapılmış olmaları. Bizans döneminde Hierapolis (kutsal şehir) olarak bilinen, kaya mezarlarıyla ünlü antik kent. ‪Adıyaman’ın 5 km kuzeyinde. Perre Antik kentten çıkıp biraz ilerde köye girdiğinizde hala kullanılabilen Roma Çeşmesi, şehrin surları ve son dönemlerde yapılan kazılar sayesinde ortaya çıkarılan 150 metrekarelik bir alana sahip mozaik de, üzerine yapılan koruma eviyle birlikte görebilirsiniz.

Adıyaman gezimizi de bitirdikten sonra son durağımız Kahramanmaraş’a geldik. Dondurma ve tarhana memleketi. Bol bol güreşçi ve edebiyatçı çıkaran memleket.

Burada en ilginç şey milattan sonra 300-400 yıllarına ait olan Germenicia Antik Kenti'nin mozaiklerinin bir bölümü, geçtiğimiz yıl kaçak kazılar yapılırken ihbar üzerine ortaya çıkmış olması. İhbar sonucu ortaya çıkan mozaikler, sadece buz dağının görünen yüzü. Germenicia mozaikleri, Kahramanmaraş'ın Bağlarbaşı ve Dulkadiroğlu mahallelerindeki 4 farklı evde tespit edildi. Şimdilerde Kahramanmaraş'ın arka mahallelerinin bulunduğu bölgede, Roma döneminde zenginlerin kullandığı yamaç villalarının yer aldığı belirtiliyor. Mozaiklerin de bu yamaç villalarının taban döşemeleri olduğu ifade ediliyor. Bölgede her biri 15-20 odalı 100'ün üzerinde tarihi yamaç villarının bulunduğu tahmin ediliyor. Asıl kent, kentin altında bulunuyor. Mozaiklerin yanısıra bölgede Germenicia Antik Kenti'nin agorası ve tapınağının da olabileceğini tahmin ediliyor.

Kahramanmaraş’ta yürürken her köşe başında firik yapılan satılan dükkan, tezgah var. Kahramanmaraş'a özgü, farklı bir yöntemle hazırlanan FİRİK (tarhananın tam olarak kurumadan önceki hali) Maraş tarhanası. Yoğurt, kekik, tuz ve su ile yapılmaktadır. Yaş olan hemen tüketilmelidir. Lavaş gibi sarılarak badem ve yerfıstığı ile birlikte yeniliyor. Kuru halde olanda cips gibi tüketilmektedir.

Burada tatdığımız buraya has diğer bir lezzet, Eliböğründe, Kahramanmaraş yemeği. Evde değil fırınlarda pişiriliyor. Domates, biber ve kuşbaşından hazırlanan Eli Böğründe, baharatlarıyla hazırlandıktan sonra 20 dakika içerisinde pişiyor.

Ve tabii ki, Kahramanmaraş’ın sembolü Dondurma. En meşhuru Yaşar Usta. Mado dünya markası olma yolundaki ilk önemli adımını Yaşar Pastanesi ile atmış. Kahramanmaraş'ta dondurma denince en eski ve ilk akla gelen yer. İçeride eski fotoğraflar ve eşyalarla ufak bir müze gibi. Tavandan sarkan eski bakır kaplar içinde yanan loş ışıkları, duvarlarda Maraş'a özgü otantik giysileri, bakır aksesuarları, kilimleri, ağaç oymaları, yüz küsür senelik antika silahları, el eşyaları, üzerleri camla kaplı işlemeli ahşap masaları, camla masa arasına sıkıştırılmış pastaneyle ilgili haberler ("japonlar maraş dondumasına hayran kaldı") içeren yıllar öncesine ait sararmış gazete küpürleri, üzeri kilimsi örtülerle kaplı rahat oturakları ve daha şimdi aklıma gelmeyen tonla ayrıntı...

Yemekten arta kalan zamanda gittiğimiz yer Merkez Ulu Camii, enine dikdörtgen olarak gelişmiş, ahşap çarılı, çok ayakkı bir cami. Anadolu Selçuklu camileri plan şekline uygundur. İki sıra halinde 12 paye ile mihrap duvarına paralel 3 sahından ve mihraba dik 7 sahından oluşur. Kuzeyinde son cemaat yeri ve camiden ayrı bir minaresi bulunuyor. Estetik minare, bölge camilerinde olduğu gibi kapalı şerefeli. Üstü çifte şemsiye çatıyla örtülmüş ve küçük bir külâhla kapatılmış.

Adıyaman Müzesi’nde Paleolitik, Neolitik, Kalkolitik, Tunç Çağı, Demir Çağı, Helenistik, Roma, Bizans, İslami, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerine ait çeşitli eserler sergilenmektedir. Eserlerden bazıları Maraş Fili (2.000 yıl öncesine kadar dayanan Gavur gölü etrafında yaşamış Maraş fili), Direkli mağarası kalıntıları, Domuztepe kalıntıları, Maraş Aslanı, Germenicia Antik kenti mozaikleri...

Bir gezinin sonuna daha geldik. Doğanın güzeIIiği, güneşin sıcakIığı, hep yanınızda oIsun. İyi tatiIIer…