133

Hoş Geldin Kasım

HOŞ GELDİN KASIM

Türkiye'de Atatürk devrimine kadar Sümer-Babil-İbrani-Süryani-Arami Tişri'den gelme ad ile Teşrin-i Sani olan ayın adı Cumhuriyet'ten sonra “İkinci Teşrin”olarak kullanılmış. 10 Ocak 1945'te kabul edilen 15 Ocak 1945'te yürürlüğe giren ve dört ayın adlarını değiştiren yasa ile ayın adı “Kasım” yapılmıştır.

1946 yılında, siyasetçi Refet Ülgen eylül ayı için ilk “güz”, kasım ayı için ise “songüz” adını önermiş; ancak bu önerisi benimsenmemiş. Ayın adı bir iddiaya göre Arapça “kâsim” yani “bölen” den gelmektedir, iyi de neyi bölmektedir ? Oysa Anadolu'da, bu yasa çıkmadan yüzyıllar öncesinden beri halk yılı, kasım, kasım günleri ve hızır, hızır günleri diye ikiye ayırır, hızır günleri 6 Mayıs günü ile başlar ve kasım'a dek sürerdi.

Bir başka iddiaya göre ise, bu adın "koç katımı" ya da "katım ayı" olarak bilinen dönemin bu aya denk gelmesidir. Kasım ayı Hızır, hıdır, haydar ve tarihte türlü adlarla “Saint Valentine / Ermiş-Aziz Valentine, Aya Nikola / Santa Klaus/Noel Baba, Dede Korkut” gibi anılmış. İnanışa göre, bilinen vaktin günü'ne dek yaşayacak olan bir insandır ”kasım”, hatta kimi inanışlar onu bir peygamber olarak sayarlar. Arapça söyleyişle Kasım, Kazım, İlyas ya da İbranice Kazaam ile Ellas, Alias ya da Yahya Peygamber'in takma adı olarak bilinir. Ayrıca; 6 Mayıs günü Hızır ile İlyas – Ellez 'in buluştuğuna inanılır. Kasım adının İngilizce karşılığı olan "November", Latince 9 anlamına gelen “novem” den gelir.

Aylara bölünmemiş kış süreci, ocak ve şubat arasında bölünene kadar eski Roma takviminde kasım ayı 9. ay idi... Bir de Ekim ayının orta ya da sonuna doğru başlayan pastırma yazı veya pastırma sıcaklarımız vardır, Kasım ayının ortasına veya sonuna kadar devam eder. Pastırma sıcaklarında gündüzleri mevsim normallerinin üzerinde bir sıcaklık görülürken geceleri ise hava puslu olur... Eski zamanlarda uzun yola giden yolcular, yanlarına bozulmasın diye pastırma alırlarmış. Bu mevsimde çok fazla ayaz olduğu için “Pastırma ayazı” ismi yıllar içerisinde pastırma yazına dönüşmüştür. Bir diğer neden ise yapılan pastırmaların bu mevsimde kurutulduğudur. Kasımın 11'i bu yüzden “Pastırma yazı”nın başlangıcı diye bilinir...

Kasım'ın 2'si kuş geçim fırtınası ile kendini hissettirmeye başlar, 3'ü balık mevsimi, 6'sı ikinci kuş geçim fırtınası,8 Kasım ise Rüz-ı Kasım başlangıcı, yani kış günlerinin gelişidir. 9 Kasımda çiğ düşme mevsimi ile Kasım fırtınaları başlar, 11 Kasım pastırmalar tuza basılır, 15 Kasımda Güney rüzgarları esmeye başlar. Kasımın 16'sında böcekler saklanır, çünkü 18 Kasım fırtınası ne var ne yok siler süpürür. 24 Kasım ayazlar başlar, 27 Kasımda Pastırma yazı son bulur. 29 Kasımda denizcilerin korkulu rüyası Ülker fırtınası gelir, üç gün ikindi yağmurları yağar, deniz kabarır, hiddetlenir. 30 Kasım kapılarını aralar, “Aralık” ayını karşılar yani şiddetli soğuklar, uzun süren yağışlar ve Teşrinsani yerini Kanun-i Evvel'e bırakır. Ocaklar yanar sönmemek üzere... Bereketi kıt gibidir ama, bahara kadar toprak dinlenir. Yağmurlarla suya doyan, kar yağınca buzlanıp tohum tutan toprak uyanıncaya kadar doğa kendini korumaya alır... Şimdi bekleme zamanı, yazdan yapılan salçaları, bulgurları, kurutulmuş sebze ve meyveleri bahara kadar idare etme zamanı. Toprak ana insanoğlunu hiç bir zaman aç bırakmamıştır...

*Sonbahar geldi yapraklar döküldü, dallar kurudu diye tabiat öldü zannetmeyin, bu bir sonraki baharda doğmak üzere toprağın rahmine düşen tohumları rüzgardan, soğuktan, şiddetli yağmurlardan koruması, tabiata yeniden can vermek için dünyanın özünü içinde saklama zamanıdır. Boşuna toprak ana” dememişler.…!!