584

İşaret dili nerede ve kimden öğrenilir?

Türk İşaret Dilinin Tarihçesi

Türk İşaret Dilinin tarihçesi ile ilgili bilgilerimiz oldukça kısıtlıdır. Türk tarihinde işaret dilinin varlığı ve eğitimde kullanımı ile ilgili arşivler Osmanlıca olduğu için bu konuda yoğun bir arşiv çalışması gerekiyor. Şu ana kadar edindiğimiz bütün bilgiler en azından Osmanlı İşaret Dilinin batıda kullanılan İşaret dilleri ile bir ilişkisi olmadan geliştiğini ve bu açıdan oldukça özgün bir İşaret Dili olduğunu gösteriyor. İbn-i Batuta ortaçağın en büyük seyyahı ve “Rıhlet-ü İbn-i Battuta diye bilinen seyahatnamenin yazarı (1304-1377) eserinde Kastamonu'daki bir konakta (13 .yy.) sağır dilsizlerin el işareti ile anlaştıklarını ve işaret dilinde konuştuklarını beyan ediyor. Ayrıca Evliya Çelebi saraydaki dilsiz ve sağırlardan bahsediyor. Sağır ve dilsizlerin II. Beyazıt döneminden bu yana Sarayı ve haremin çalışanları arasında yer aldığı biliniyor. II. Mehmet döneminde sağır ve dilsizlerin cüceler ve soytarılar ile birlikte sarayda arz odası ve Harem'de çalıştıkları ve Zülüflü Ağalar adıyla kendilerine ait üniformaları ve düzenli aylıkları bulunuyordu. Yıldız Sağırlar Okulu ile dil temelleri atıldı. II. Selim, III. Mustafa, III. Mehmet, I. Ahmet ve II. Osman dönemlerinde (1500-1600) sağır ve dilsizlerin aktif görevleri vardı. Bu görevler sadece Saray içinde sınırlı olmayıp Saray dışı ile irtibat halinde çalıştıkları da kaynaklarda mevcut. Osmanlı'da ilk işitme engelliler okulu ikinci Abdülhamit tarafından 1889'da kurulan Yıldız Sağırlar Okulu’dur. Bu okulda günümüz Türk İşaret Dilinin muhtemel altyapısını oluşturan Osmanlı İşaret Dili, öğretmenler tarafından okullarda sözel dil ile beraber kullanılıyordu. Tıpkı yazılı dilde olduğu gibi bu okulda kullanılan İşaret Alfabesi de şu anda kullanılan alfabeden farklıydı. Bu okullarda, batıda kullanılan İşaret Dillerinin kullanıldığına dair hiçbir kanıt bulunmuyor . O dönem Dilsiz Mektebi adıyla açılan bu okulda Türkçe, Fransızca, ve Matematik dersleri verildi. İşaretleri bilinen ilk El Alfabesi de bu dönemde oluşturuldu. Padişah II. Abdülhamit, öğrencilerin vapur ve tramvay seferlerinden ücretsiz yararlanmaları için talimat vermiş öğrencilere özel kıyafetler diktirmiştir. Dilsiz Mektebi binası içinde bir kampanya başlatılmış ve memur maaşlarından yüzde 1 kesinti yapılmıştı. Sultan II. Abdülhamid’de 1000 lira bağışlayarak bu kampanyaya katılmıştır. Türk İşaret Dili (TİD) tarihinin Osmanlı Sarayı'nda başladığı pek çok kaynak tarafından doğrulanıyor. Fatih Sultan Mehmet ve Kanuni Sultan Süleyman'ın bu dili bildiği ve hatta halka hitap ederken yanında İşaret Dili çevirmeni bulundurduğu da kayıtlarda mevcut. Günümüzde, Osmanlı İşaret Dili ile ilgili olarak yapılmış araştırmaların neredeyse tamamı yabancı araştırmacıları ait. Bu araştırmacılar, o zamanlar Osmanlı Sarayına girme şansı bulan yabancı sefirler, müzisyenler, tacirler ve seyyahların anı kitapları, sefaretnameler ve seyahatnamelerden yola çıkarak Osmanlı İşaret Dilinin varlığı ve o yıllarda saraydaki ve İstanbul'daki sağır ve dilsizlerin durumu hakkında bizi bilgilendirmişlerdir. Batılılar İstanbullu sağır ve dilsizlerin kanunları ve dinlerini biliyor olmaları konusunda duydukları şaşkınlığı anılarına not etmişlerdir.

İşaret Dili nedir?

İşaret Dili, işitme veya konuşma engellilerin aralarında iletişim kurabilmek için el hareketlerini, yüz mimiklerini, ağız hareketlerini ve bir bütün olarak vücut dilini kullanarak oluşturdukları sessiz, görsel bir dildir. İşaret Dilleri de sözlü diller gibi bir dil bilgisi yapısına sahiptir. Sanılanın aksine sözlü dillerden daha basit bir yapıda değildir ve her kavram için kullanılan işaretler de kullanıcılar arasında ortaktır. İşaret dili yazılı olarak kullandığımız sembollerin, yani harf şekillerinin parmaklar aracılığıyla gösterilmesi ve bunu peş peşe yaparak bir sözcük ifade etmek değildir. Bu yönteme parmakla heceleme denir ve işaret dilinin sadece bir bölümünü oluşturur. Ayrıca, Türk İşaret Dili ve Türkçe’nin gramer yapısı olarak birbirinden farklı iki dil olduğunu belirtmek gerekiyor. Yani Türkçe ile Türk işaret dili arasında mutlaka bir benzerlik olması gerekmemektedir. Fakat dil ilgili kültürden beslenir. Ülkeden ülkeye değişen İşaret Dili'nin bölgelere göre farklılık gösteren aksan ve lehçeleri bile var. Farklı illerde değişik yapılan bir kısım işaretlerin değiştirilerek tüm Türkiye’de aynı uygulanmasının yaygınlaşması için 2015 de Millî Eğitim Bakanlığı yeni bir İşaret Dili sözlüğü yayınladı.

Artık bilinçlendikçe yavaş yavaş azalan bir yanlış kanı ise İşaret Dili'nin evrensel olduğu. Her ülkenin kendi İşaret Dili vardır. Örneğin, Amerika'da kullanılan İşaret Dili (ISL) ile Almanya'da kullanılan işaret dili (DGS) birbirine benzemezler. Bu iki dil İngilizce ile Almanca kadar farklıdır ama bu iki farklı İşaret Dilini kullananlar birbirlerini basit düzeyde takip edebilir. Ancak 2011 de atılan bir adımla Uluslararası İşaret Dili oluşturma çalışmaları sonucunda dünyanın neresinde kimle olursa olsun iletişim kurabileceğimiz evrensel bir dil ortaya çıkarılmıştır.

Günümüzde Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde kullanılan İşaret Dili ise kökeni 16. ve 17. yüzyıllarda Osmanlı Devleti'ne uzanan Türk İşaret Dili, kısaca TİD. Tarihi oldukça eskiye dayanan TİD'nin Osmanlı mahkemelerinde bu dilin kullanıldığına dair bilgiler var. İlk işitme engelliler okulu yine Osmanlı döneminde II. Abdülhamit tarafından 1902'de kurulan Yıldız Sağırlar Okulu'dur ve günümüz TİD'nin temelinin burada atıldığı tahmin edilmektedir. İşaret Dili görsel bir dil olduğu için yazılı tarihte yaygın olarak kayıt altına alınmamıştır.

Cüneyt Torbaoğlu
İşaret Dili Öğretmeni