756

İşitme engellilerle nasıl iletişim kurabiliriz?

İşitme engellilerin toplumda yaşadıkları en büyük sorun "anlaşılamamak." Bunun için de kendi ifadeleriyle "anadilleri olan", işaret dilinin Anayasal bir hak olarak tanımlanmasını istiyorlar. Çünkü "anlaşılamamanın" bedelinin ne kadar ağır olduğunu biliyorlar. Kimi hastanede işaret dili bilmeyen doktorun yazdığı reçeteyle alerjik reaksiyon geçirdi, kimi sağlık raporu için üç gün hastanede derdini anlatmaya çalıştı, kimi de yanlış teşhisin bedelini hayatıyla ödedi. Kamuda, sağlık sektöründe, banka sektöründe, adalet ve güvenlik sektöründe, basın ve görsel medyada anlayamıyor, anlatamıyorlar.

Sağlık sektöründe, işitme engellilerin yaşadığı iletişim sorununa son vermek için çözüm üretmeye çalışan bazı hastaneler harekete geçip, bakanlıkla protokol imzalanarak hekim ve hemşirelerin de aralarında olduğu çalışanlarına işaret dili eğitimi vermeye başladı. Sağlık çalışanları, Türkiye İşitme Engelliler Milli Federasyonunca işaret dili eğitimi alıyor. Şişli Etfal, Okmeydanı, Numune, Ümraniye Devlet hastaneleri, Dünya Göz gibi hastaneler, sağlık personeli için işaret dili eğitimini alan kurumlar arasında. Bazı üniversiteler de, hemşirelik bölümünde okuyan öğrencilerine işaret dili eğitimini zorunlu hale getirmeye hazırlanıyor. Ancak uygulamada hal böyle değil. Hekimlerin çoğu, özellikle çocuk, kulak-burun-boğaz, odyometri bölüm çalışanları zorunlu tutulmadıklarından İşaret Dili eğitimine katılmıyor.

 İşitme ve konuşma engelliler için "İşaret Dili" anadil anlamına geliyor ve Anayasa’ya göre de bu bir hak. Türkiye’de 60 işitme engelliler için okul var. 45 tanesi ilköğretim, 15 tanesi lise. Ama işaret dilinde eğitim veren anaokulu, üniversite yok. İşitme engelliler hastanede, karakolda, devlet dairesinde, yolculukta sıkıntılar çekiyor. Kendini ifade edemeyen biri toplum içinde ne kadar var olabilir? Sadece anadili olan İşaret Diliyle, iletişim kurabilirler. Özellikle hastaneler olmak üzere kamusal tüm alanlarda İşaret Dili tercümanı lazım. Yanlış teşhis ve tedavi yüzünden hayatını kaybeden işitme engelliler var. Hastanelerin adımı olumlu, buna her alanda ihtiyaç var.

Dünya Sağlık Örgütü’nün verilerine göre dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 10′unu engelli bireyler oluşturuyor. Başbakanlık Özürlüler İdaresi Başkanlığı tarafından Devlet İstatistik Enstitüsü’ne yaptırılan “Türkiye Özürlüler Araştırması” ise Türkiye nüfusunun yüzde 12′sinin engelli olduğunu belirtiyor.

Birleşmiş Milletler (BM) verilerine göre İşaret Dili eğitimi alanında ve engelli hakları konusunda pek çok ülkeden 50 yıl kadar gerideyiz. BM raporuna göre Türkiye’deki işitme ve konuşma engelli sayısı 3 milyon.

İşitme engelli bireylerin hayatlarını kolaylaştıracak çözümler nelerdir?

*Özürlü ailelerle ve özellikle o ailenin çocuklarıyla özel olarak ilgilenilip, desteklenmesi,

*Hastanelere, birer işitme engelli tercüman yerleştirilerek, gelen engelli vatandaşın yönlendirilmesi ve muayenesinin kolaylaştırılması,

*Anlaşmalı tercümanla çalışan noterlerin sayısının arttırılması,

*Resmi dairelerde tercüman bulundurulması

*Meslek edinmeleri için, birilerinin keselerini dolduran, kontrolsüz ve başıboş projeler değil, kontrollü ve yararlı projeler üretilmesi ve desteklenmesi,

*Eğitim almaları için uygun şartların ve bölümlerin arttırılması,

*Özürlü kadrolaşmanın, kişiye uygun ve yerinde yapılması,

*Yeminli tercümanların, sırf para için değil, hizmet için çalışma mantığının aşılanması ve eğitilmesi,

*Televizyon programlarının çoğunda, ekranın köşesinde, tercümanın muhakkak bulundurulması,

Sosyal hakların, yaşamlarını kolaylaştırmaya yönelik olması için çalışmalarımızda (ÖTV, Su, Elektrik, Doğalgaz, Telefon) gibi konularda kolaylık sağlanması.

*İşitme engelli toplulukların desteklenmesiyle ve her daim onlarla bir araya gelip dertlerini dinlemekle ve çözüm olunmasıyla,

Sadece 10-16 Mayıs engelliler haftasında veya 3 Aralık özürlüler gününde değil, her daim hassasiyetle yaklaşarak, desteklerimiz ile bütün özürlü vatandaşlarımıza bir nebze olsun çözüm getirebiliriz. Tabii ki Allah vergisi bütün özürlülerin birçok sıkıntısı vardır. Bizlere düşen toplum sağlığı ve geleceği için mecburi gönül borcumuzu yerine getirmek, her fırsatta elimizden geleni yapmaktır.

Cüneyt Torbaoğlu
İşaret Dili Öğretmeni