205

Göynük Taraklı Gezisi

İstanbul’a 2,5 saat mesafede 2011’de Cittaslow (sakin kent) olarak tescillenen Taraklı’dayız bu haftasonu. Küçük ama hafta sonu günübirlik geziler için ulaşılabilir bir destinasyon. İlçeyi en iyi yukardan görmek için Hisar Tepesi'ne çıktık. Bu tepede tarihi su sarnıçları da var. Su sarnıçlarının M.Ö 1000 – 2000 yıllarına ait olduğu söyleniyor.

İlçenin güzel tarihi özelliği aslında tüm Türkiye tarafından bilinmekte çünkü Şener Şen ve Olgun Şimşek’in oynadığı TTNET reklamlarındaki “Mümkünlü Köyü” aslında Taraklı kasabası.

Taraklı “Cumalıkızık” ve “Safranbolu”da görmeye alışkın olduğumuz tarihi Osmanlı evleri ile dolu. Yemyeşil bir doğanın içinde kurulmuş olan ilçedeki evler neredeyse 300 yıllık. Osmanlı mimarisinin izlerini taşıyan evler, genellikle 2 ya da 3 kat olarak inşa edilmiş. Ancak maalesef birçok evin bakımsızlıktan dolayı harabeye döndüğüne de üzülerek gördük. 

İlçenin sokakları da tarihi yapısına uygun olarak “Arnavut Kaldırım” olarak şekilde oluşturulmuş. Arnavut kaldırımlı sokaklarında 100’den fazla tescilli ve koruma altında konak var.

Meydanda görülebilecek Mimar Sinan’ın eseri, yaklaşık 500 yılık Yunus Paşa Cami (diğer adı ile Kurşunlu Cami). 1517 yılında Yavuz Sultan Selim’in veziri Yunus Paşa tarafından yaptırıldığı için “Yunus Paşa Camii” olarak bilinir. Aynı zamanda “Kurşunlu Camii” olarak da adlandırılırmasının sebebi kubbesinin kurşunla kaplı olmasıdır.

Osmanlı’nın fethettiği yerlere çınar dikme geleneği olduğu için Taraklı’da 7 asırlık tarihi ve koruma altında olan ilçenin simgesi olan çınar var. 

Bu kadar dolaştıktan sonra açıktık ve yörenin yemeklerini tatmak için Hacı Rıfatlar Konağı restaurantına gittik. Yöreye özel lezzetlerden olan keşkek, erişte, köpük helvası (Çöğün kökü, şeker ve glikozdan yapılan krem şantimsi helva) ve uhut tatlısı (Buğday ve sudan yapılmakta) da gelmişken yemeden olmaz. Keşkek yapım aşaması oldukça zahmetli bir yemek. Islanmış buğdayları saatlerce et suyu eşliğinde karıştırarak pişiririrken aynı zamanda kemikli kuzu etlerinin de ayıklanıp dövülmesiyle yapılmakta. Sunumunda üzerine kırmızı biber ile eritilmiş tereyağı dökülmekte. Çok kezzetli bir yemek. Mutlaka tadmanızı tavsiye ederim. 

Taraklı’dan çıktıktan sınra yaklaşık 40 dakikalık mesafede bir başka korunmuş Osmanlı kasabası olan Göynük’e gittik. 

Göynük, Bolu’ya bağlı, Cittaslow unvanlı 700 küsür yıllık Osmanlı kültürünü, örf ve adetlerini koruyarak yaşatan Osmanlı mimarisini görebileceğiniz bir yerleşim yeri. Göynük Bolu, aynı zamanda Akşemseddin diyarı olarak da anılmaktadır.

100 yıllık ilçeye adım atmaz hemen göze çarpan şehre hakim manzaralı tepedeki Zafer Kulesi. Cumhuriyet döneminin ilk Kaymakamı Hurşit Bey tarafından 1923’te, 3 katlı olarak ahşaptan yaptırılmış.

Akşemseddin diyarı olan Göynük’ün en önemli ziyaret yeri Fatih Sultan Mehmet’in hocası olan Akşemseddin’in türbesi. Akşemseddin Hazretleri Türbesi, 1464 yılında Fatih Sultan Mehmet tarafından yaptırılmıştır. Türbe altıgen planlı kubbe şeklinde yapılmış. Türbenin içinde Fatih’i yetiştiren büyük deha Akşemseddin’in ve oğullarının sandukası bulunmaktadır. Sandukalardaki işlemeler Osmanlı ağaç işleme sanatının en güzel örneklerini barındırmaktadır. Her yıl mayıs ayının üçüncü haftasında pazar günü Akşemseddin Hazretlerini anma töreni düzenlenmektedir.

Bir diğer gezilecek yer Gazi Süleyman Paşa Camii ve Hamamı. Orhan Gazinin oğlu Gazi Süleyman Paşa tarafından 1330’lu yıllarda yapılan camii daha sonraki yüzyıllarda yıkılmıştır. Yıkılan camiinin yenisi II. Abdülhamit tarafından yaptırılmıştır. Daha sonraki yıllarda da restore edilen Gazi Süleyman Paşa Camii, bölgedeki önemli Osmanlı yapılarından birisidir. Dikdörtgen planlı olarak kesme taşlardan yapılan camiinin tavanı ise ahşaptır. Hamamında yapılması da riaveyete göre bir isçi elinde bir taşı koymadan getirip götürüyor. Süleyman Paşa durumu fark edip işçiye nedenini sorduğunda, işçi, sabah yıkanamadığı için mübarek yapının temeline taş koymak istemediğini söylüyor. Bunun üzerine Süleyman Paşa da cami inşaatı yanına bir hamam yapılması emrini veriyor.

İlçenin tarihi yapısı korunarak 1900’lü yılların başlarında yapılmış olan Osmanlı’dan kalmış olan yaklaşık 400 Göynük evi bulunmaktadır. Bu evlerin yaklaşık 100’ü ise koruma altına alınmış ve restorasyon çalışmalarına başlanmıştır. Taş temel üzerine ahşap olarak yapılan, 2 – 3 iki katlı olarak inşa edilmiş olup bazı evlerin geleneksel olarak avluları da bulunmaktadır. Aynı zamanda burası 19. yüzyıl sonu ve 20. yüzyıl başına tarihlenen cumbalı evleri ile Safranbolu’nun prototipini vadediyor.

Vaktinizi ayırıp, yurdumuzun gelişmekte olan ilçelerini gezmek, halkımızın kendi emekleri yöresel ürünlerini satın almak hem de keyifli bir gün geçirmek işte size yaşamıza anlam katacak güzel bir vesile.