1562

Tekfur Sarayı

Edirnekapı’da bulunan Tekfur Sarayı, Blahernai Sarayı’nın en güneyde ve yüksekteki parçasını oluşturuyor. Erken Dönem Bizans Mimarisinin önemli yapı taşlarından olan Saray’ın kim tarafından yaptırıldığı, yapılış amacı ve yapılış tarihi hakkında kesin bilgiler yoktur.

Sarayın hikayesini yazmadan isminde geçen Tekfur kelimesini de bilmemiz gerekir. Tekfur Ermeniceden alıntı bir sözcük olup Osmanlı Türkçesinde Hıristiyan hükümdarlara verilen bir sandır. Aslı Takavor, anlamı ise "taç taşıyan"dır. Bizans İmparatorluğu'nda merkez dışındaki şehirlerin müstakil valilerine Tekfur denirdi.

Çeşitli mimari özelliklere dayanılarak Tekfur Sarayı’nın 10. yüzyıl ile 14. yüzyıl arasında bir zamanda inşa edildiği tahmin edilmektedir. Bir de, yapı bir kerede yapılıp bitirilmemiş. Mimari özelliklerinden yola çıkılarak iki ayrı dönemde inşa edildiği anlaşılmaktadır. Zemin kat ile birinci kata uygulanan duvar tekniği arasındaki farkla birlikte güney cephesindeki bölüm bu düşünceyi pekiştirmektedir. Bu iki dönemden ilki 12. yy diğeri 14. yy. olduğu sanılmaktadır.

Bazı tarihi kaynaklarda İsa'nın doğumundan sonra 10. yüzyılda Porfirogennetos lakaplı İmparator 7. Konstantin tarafından Blakhernai Sarayı’nın ek binası olarak yaptırıldığı kimi kaynaklarda ise Blahernai Sarayı'nda yaşayan hizmetkarların ikamet etmesi için yapıldığı anlatılmaktadır.

Yapının Bizans Dönemindeki adı da bilinmemektedir. Dönemin seyyahlarından edinilen bilgiye göre çeşitli adlar ile anıldığı anlatılmaktadır. Alman Prensesinin Sarayı, Konstantinos Sarayı, Porfirogennetos Sarayı, Palatium Imperatoris bunlardan bazılarıdır.Saray, pek çok kez restore edilmiş.

Tekfur Sarayı 1261 yılından sonra önemli bir bakım – onarım sürecine girmiştir. Ama ondan sonra yine bakımsızlık ve ilgisizlikten çok kötü durumuna gelmiştir. İstanbul’un Fethi ile birlikte zaten pek iyi durumda olmayan Tekfur Sarayı eski önemini yitirmiş...!

Osmanlı sultanları, Fatih Sultan Mehmet Han tarafından yaptırılan Topkapı Sarayı’nda yaşadılar. Buna karşın çeşitli amaçlarla kullanılmaya devam etti.Kadim sarayın çatısının 17. yy’da bir fırtınada uçtuğu bilinmektedir. Sarayın; fil ahırı, hayvanat bahçesi, seramik fabrikası, çini atölyesi (çiniler 3. Ahmet Çeşmesi süslemelerinde kullanılmış) ve şişhane (cam üretim yeri) olarak kullanıldığına dair bilgiler mevcuttur.

Bunun yanı sıra bir dönem -19.yy’da- Yahudi yerleşkesi olarak kullanıldığını da biliyoruz. Tekfur Sarayı, Cumhuriyet döneminde ise 1955 – 1970 yılları arasında kapsamlı bir restorasyon çalışmasından geçti. 

Ayrıca paha biçilemeyen ve bugün Topkapı Sarayı Müzesi’nde sergilenen meşhur Kaşıkçı Elması da buranın çöplüğünde bulunmuş.Dünya çapında öneme sahip olan bu nadide yapı çok başarılı bir restorasyon olmasa da ziyaretçilere açıldı.

Görüntüler Obscura Film yapımı İstanbul'un Sırları filminden alınmıştır. Hikayesi ise şöyle...

"İstanbul’un fethinden 350 yıl önce, bu huzur beldesinin hemen yanı başında, gün ışığına hasret, eziyet çekenlerin yaşadığı bir mekân da varmış; Anemas Zindanları. Bizans'ın yeraltı zindanlarından biri, bugün hâlâ ayakta. Haliç’e yakın, sur duvarlarına bitişik Tekfur Sarayı'nın bir parçası olarak inşa edilmiş. Adı, o dönemin soylu ailelerinden birine mensup olan asker Mihael Anemas’tan geliyor.İmparator sarayın balkonunda suçluların getirilişini izliyormuş. Ayakları zincirlenmiş Anemas kaderine doğru yürüyormuş. Kızının yalvarmalarına dayanamayan imparator Aleksios son anda Anemas'ın gözlerine mil çektirmekten vazgeçmiş, ama hayatının geri kalanını zindanda geçirmesini emretmiş. Anemas, ölünceye kadar cellatlardan başka kimseyi görmemiş."