173

Romantizm Ayı: Eylül

HOŞ GELDİN EYLÜL 

Eylül ayının kökeni Akadcadır ve Süryani takviminin altıncı ayına atıfta bulunan”elul” kelimesinden alıntıdır. Akadça hasat festivali ve bu festivalin yapıldığı ayı tanımlayan “elulu” kelimesinden türemiştir. Hristiyanlar ise; bu aya "istavroz ayı" ya da Karadeniz'de değiştirilerek "istavrit ayı" derler. Eylül adının İngilizce karşılığı olan "September"a gelince, Latince 7 anlamına gelen "septem" den geldiğini ve M.Ö. 153'e kadar, eski Roma takviminde 7. ay olduğunu öğreniriz. Roma imparatoru Septimus Severus ile aynı anlama gelir, bu yüzden yine bir İmparator'a atfedilmiş taç giydirilmiş aylardan biridir. Eylül, şuan kullandığımız takvimde 9. Aya denk gelir.

Romalıların  Eylül ayına ateş tanrısı Vulcan tarafından bakıldığına inanmalarıydı. Bu nedenle, bu ay boyunca her zaman yangınların ve volkanik patlamaların meydana gelmesini bekliyorlardı. Tarihte sanatın hemen hemen her dalına, 12 ayın en huzurlusu olarak defalarca konu olmuştur. Yaşam alanında huzurlu bir geçiş, yeni bir yıla yaşanmış yılı bağlayan köprünün son düzlüğü, hayatın mücadele gerektiren hızlı dönemine hazırlık gibi tanımlanan Eylül, böylece yeni başlangıçların son durağı olarak hem içimizi ısıtmaya, hem de yoğun günlere açılan kapıda son dinlenme pasajlarına ev sahipliği yapan romantik bir son yaz olur...

Doğada en albenili renklerin sahibi böylesi bir ay sevgiyle, aşkla kucaklanmaz mı ? Kafada, kalpte ve yaşamın içinde bitmesi gereken ne varsa Eylül'de hayatımızdan çıkıp gider sanki. Bu yüzden yeni bir başlangıcın ayı diye bahseder çoğu insan. Yenilenmenin, eskinin yerine yeniyi koymanın ayı, yazın sonu, güz'ün habercisi, en yaşanılası zamanı...

Tanımaktan, sohbetinden, beraber geçen, paylaşılan her andan haz aldığınız bir insanın hayatınızda bıraktığı iz gibidir Eylül. Dallarda kalan son Yasemin çiçeklerinin kokusu, kahvenin buram buram buğusuna karışmış gibi huzur verir. Renkler, yeşilden sarıya, sarıdan kahverenginin tonlarına evrilir. İşte böyle sarar insanı Eylül'ün melankolisi, romantizmi ve hüznü...

Aynı Ağustos ayı gibi yarısı sıcakların kalanı ile yazı yaşatırken diğer yarısında ilk soğukların habercisi olur.

Hazan mevsiminin ilk ayı, şairlere de konu olmayı ihmal etmemiş tabi.

Ayların romantiği mi olur demeyin... Yazın telaşından çıkıp sararan yapraklar arasında serin rüzgarlara merhaba dediğimiz Eylül, geldi çattı.

Bir zamanlar nadide bir tomurcuk iken etrafa canlılık güzellik katan yemyeşil yaprakların sararıp kuruması ve tutunduğu dalı terk etmesinin hüznü etrafı sarmaya başlar.

Adını telaffuz ederken bile huzur ve dinginlik hissettiren Eylül, bir yandan yaprak dökerken bir yandan da yeni başlangıçların umutlarını yeşertiyor.

Dönüşüm ve değişim kararlarına en çok Eylül ayı öncülük ediyor.

Araştırmacılar, Eylül ve Kasım ayları arasında doğum günü olan kişilerin daha uzun bir yaşam sürmek konusunda çok daha şanslı olduğunu söylüyor. Bunun bilimsel nedeni ise, bu dönemde doğan bebeklerin mevsimsel hastalıklara, enfeksiyonlara ve alerjilere yakalanmaya daha yatkın olmalarına rağmen, zamanla direnç ve bağışıklık oluşturmalarıdır...!

EYLÜL’ÜN HAVA OLAYLARI

*6 Eylül'de kuzeydoğudan esen rüzgar Tanrısı Boreas'ın başlattığı “Bıldırcın geçimi Fırtınası”yla gelir. Böylece, Poyraz rüzgarlarından faydalanıp Karadeniz'e göç eden Bıldırcınlar bahara kadar yeni yurtlarına yol alırlar...

*7 Eylülde soğumaya başlayan toprak, nazik bitkilerin, sıcak soğuk değişimi yaşanan bu ayda etkilenerek hastalanmasına sebep olur.  Gündüz güneşi bolca alıp kızışan bitkiler, gecenin ayazında bu değişim ile şok yaşar. Tarımla ilgilenenlerin kış bahçelerini hazırlama zamanıdır. Seralar yenilenir, gübrelenen toprak havalandırılır, bereketli yeni hasat için çalışmalar başlar. Bu arada rüzgar toplanması geciken meyveleri şiddetli esintilerle döker. Bu yüzden Tanrılar için bereketi simgeleyen ne varsa; Özellikle Nar sunulur, yanına da başa gelecek kötülüklere karşı sarımsak bırakılır...

*8 Eylül'de önemli bir olay gerçekleşir, taaa Sümerler'deki bereket törenlerinin birinden kaynaklan, ”Koç katımı” zamanına kadar küçükbaş erkek hayvanların sürüden ayrılması zamanıdır bu. Gelenek olarak ülkemizde hayvancılığın kadim uygarlıklar döneminden beri süregelen adeti “Koç Ayrımı” yapılır. Damızlık olarak ayrılan Koçlar besiye çekilir, yeni üreme zamanına kadar dişilerle erkek hayvanlar haremlik selamlık yaşarlar.

*12 - 13 Eylül'de de “Çaylak Fırtınası” yaşanır. 26 Martta gelen Çaylaklar 13 Eylül'de gider. Asıl adı Çarlak olan gündüz yırtıcı kuşlar türünden ve Atmacagillerden özgürlüğüne düşkün Çaylak kuşları, soğukların gelişini hissettiren, Kuzey halkı tarafından “Nurdus” olarak adlandırılan şiddetli Poyraz ile göçüp gider. Tiz sesleri, gökyüzünde zarif bir şekilde süzülüşleri bu göçü takip edenler tarafından her sene seyredilir.

*15 Eylül'de sıcakların kırıldığı, hava akımının değiştiği bir güne uyanırız genelde. Bağ bozumunun bittiği gün denir bu güne asırlardır. Tam bir Dionysos takviminden kalma son üzümlerin toplanma zamanıdır. Seneye içilecek şarapların üzümleri sıkılır, Latince “Tardus Vinum” zamanıdır. Meşe fıçılar dolsun, son bağ bozumu şarabın Tanrısı Dionysos tarafından şölene döndürülsün.

*16 -19 Eylül yağmurlu günlerin geri gelişidir. Güz yağmurları, bir fincan kahve ile, bir hırkanın cam önünde şıkır şıkır yağan havaya eşlik ettiği günlerdir. Deli rüzgar esmiyorsa, yaprakları yıkayan yağmurun güzelliği, hayvanların saçak altlarına kaçışması, mis gibi kokan toprağın kokusu üşüten havaya inat içimizi ısıtır.

*21 Eylül Ekinoksu geldi işte. 21 Martta gelip günleri uzatan yaz Ekinoksu, 21 Eylül'de nöbet değişimi ile kış Ekinoksuna bırakır görevi. Günler kısalır, geceler uzar, yaşam döngüsü hiç şaşmaz. Bazı farklı kaynaklara göre ise Güz Ekinoksu 23 Eylül yani Mihrican günüdür. 21 Eylül değildir. “Mihrican”, Pers dilinde "dostluk, arkadaşlık, mutluluk" anlamındadır.

Eski Perslerin en büyük tanrısı Mitra’da Mihr, Güneş anlamındadır. İnsanı ısıtan mutlu eden. Artık Mitra ya da Mihr daha çok istenecek ve özlenecek olan kış mevsimine girilmektedir. 

Can, Farsça olup Türkçedeki Tin ya da canlılık veren ruh anlamındadır. 

Mihrican, aynı zamanda denge, eşitlik ve adalet günü anlamındadır.

*23 Eylül, 8 Eylül'de Koç ayrımı ile dişilerden ayırılan erkek Koçların “Koç Katımı” günüdür. Eskiler derler ki; en lezzetli kuzular Ekim ve Martta yenir. İşte Koç ayrımı ve Koç katımı bunun için önemlidir.

*25-27 Eylül günleri yazdan kalan sıcakları kapı dışarı eden “Kestane Karası Fırtınası” gelir ve bize acı gerçeği iyice anlatır. Artık kışın başıdır, içimizi ürperten bu fırtına ile kazak, hırka, kaban, bot hatırlanır. Hatta gök yüzü yüzünü karartır, saatte 60km'ye kadar çıkan, hızla esen ilk şiddetli fırtına gökyüzünde Zeus'un, denizlerde Poseidon'un eylendiği fırtınadır. Rüzgar Tanrılarına da gün doğmuştur tabii. Hafifçe dalında kuruyan yaprakları ordan oraya savurup “yaprak dökümünü” başlatırlar...

*29 Eylül “Kestane Karası Fırtınası”nda muhtemelen yuvaları telef olan Turnaların göçüne sebep olur. Kuşlar göç etmeleri gereken zamanı fırtınaların şiddetine göre ayarlarlarmış. Yani esme şiddetine göre, tanıdıkları fırtınaların son bulması ile, durulan hava şartlarında yola revan olurlarmış.

*30 Eylül kırsalın kış moduna girdiği aydır artık. Geceleri ayaza çeken hava kuzineleri yaktırır, yüksek rakımlı dağlık coğrafyalarda kışa son hazırlıklar tamamlanır. Metropollerin nüfusu ise, eskiye döner, iş güç, okulların açılması ve kış havasının kendini hissettirdiği Eylül'ün son günü; gök yüzünde şenlik olur. Kim tarafından, ya da kimler tarafından ? Derseniz; Kırlangıç ve Ebabillerin göçü ile Eylül kapısı kapanır.

Baharda Karadeniz kıyılarına göç eden Kırlangıç ve Ebabil kuşları, Akdeniz'e inmeye başlar, seyretmek isteyenler Eylül'ün son gününü unutmasın.…!!

EYLÜL AYI MESAJLARI

"Bir gün aklına gelecek olursam, bana şiir ısmarla, Eylül'ü konuşalım..."

"Bundan sonra hiç Eylül olmayacakmış ama bundan sonrası hep de Eylül'müş gibi."

"Elinde değildir akşam serinliğinde üşürsün. Eylül'den itibaren geceler hazindir uzundur."

"Ve ben bütün yapraklarımı döküyorken şimdi, Eylül diyorsun, tam da orada başlıyor ayrılık."

"Bir eylül gibi geçer gidersin ömrümden. Yapraklarımı döker. Kırar atarsın kolumu kanadımı."

"Eylül bize yazı unutmamız için elinden geleni yapıyor."

"Eylül sabahının serinliğini, Yaprakların serinliğini, Ciğerlerime dolduruyorum, Sessizlik ve serinlik birleşiyor."

"Eylül hazan mevsimi, eylül dalından düşen yaprağın toprağa düştüğü an."

"Hadi gel tut ellerimi ! Benimle meydan oku her çaresizliğe benimle uyu benimle uyan. Birlikte varalım onuncu aylara ben bir Ekim sen bir Haziran."

"Gittin, Bir eylül sabahı. Suretini aynada bırakarak."

"Mavi’yi, Çayı, kitapları, Eylül'ü, denizi ve Seni çok seviyorum…!

"Diğerleri mevsimdi. Sen ise sanatsın eylül"

Güzel başlangıçlarla dolu, harika bir eylül ayı geçirmeniz dileğiyle.…!!