2534

Kırklareli Şarap Rotası ve Doğa Harikası İğneada

Kızımın okul ara tatili vesilesiyle long weekend planımız yurdumuza ait değişik tadları tanımak için Trakya bölgesi şarap turu...

Şaraptan iyi anlarım, en kaliteli kırmızıları tatmak ve almak istiyorum’ diyenler için: Tekirdağ rotasındaki Barbare bağları içindeki Barbare şarapları... Gelibolu Rotasında Evreşe yakınlarındaki Gali şarapları...

Ben beyaz şarap severim, hem kaliteli hem de farklı ve orjinal blendler tatmak ve almak istiyorum’ diyenler için: Kırklareli Rotasındaki Arcadia bağlarında yer alan Arcadia şarapları... Büyükkarıştıran köyü yakınlarındaki Chamlija şarapları... Yazır köyünde Umurbey...

Şarap benim için yeni bir alan, uygun fiyatlı ancak güzel kırmızı ve beyaz şaraplar ile tanışmak istiyorum’ diyenler için: Barel bağları içinde Barel şarapları... Çeşmeli köyü yakınlarında Şato Nuzun... Şarköy rotasında Hoşköy’de bulunan Melen şarapları... Bordeaux blendleri ile Trakya kırmızılarının kralı sayılan Chateau Kalpak... Şarköy’ün Erikli Köyü’ndeki Gülor... Veee daha önceki gezimde anlattığım Eceabat’ta bulunan Suvla şarapları...

İlk durağımız; Kırklareli rotasında Büyükkarıştıran Köyünde Chamlija şarapları (Yeni Mahalle Bayır Sokak No.30, Büyükkarıştıran Lüleburgaz Kırklareli). Burası satış ofisiymiş. Tadım yapılmıyor ne yazık ki… Burayı ziyaret ettiğinizde, şaşıracağınız kesin… Çünkü diğer pek çok üretici gibi bağlar ve şaraphane yan yana ve ortak bir noktada değil, bağlar Kırklareli’nin farklı köylerine, Istranca’nın eteklerine dağılmış durumda. Çamlıca ailesi 1935’te Bulgaristan’dan göç etmiş, hep toprak ile içiçe yaşamış çiftçi bir aile. Bağcılığın kökenleri Bulgaristan’a uzanıyor. Kırklareli’nde 85 hektarlık alana yayılmış 13 farklı tarladaki bağlardan gelen üzümlerden doğan Chamlıja markası da tam bir aile dayanışması eseri. Ernst & Young Türkiye başkanı olan Mustafa Çamlıca'nın sahibi olduğu, şişelerin etiketleri ismini aldığı kızı tarafından tasarlanan ve harikulade şarapları olan butik bir üretici. Etiketlerin kimi toprak anadan ilham alan illüstrasyon ve minyatür sanatı uygulamaları, kimisi de yaratıcı, neşeli, esprili, cesur ve orjinal çizim ve tasarımlar.

Arkasından Arcadia şarapları (Hamitabat Köyü Lüleburgaz, 39750 Kırklareli) bağlarında yer alan Bakucha Otel’de konaklama, Arcadia şarapları tadım ve şarap üretim tesisi gezisi ve akşam yemeği. Arcadia’ya adım atar atmaz saat 16:00’da kişi başı 65TL olan bağları gezmek oluyor. İçmememe rağmen yörenin başarılı olduğu beyaz şarapları denedim ve iyi ki denemişim dedim. Biz 2013 Arcadia Odrysia Narince denedik ki şeftali, nektarin, narenciye gibi bol meyve aromalı yumuşak bir beyaz şarap. Burada bu işe gönlünü kaptırmış biri var: Zeynep Arca Şallıel. Arcadia’nın mitolojideki anlamı “yeryüzündeki cennet”. Dediğine göre, Arcadia bağlarda hem asmaların daha dengeli olgunlaşmasını sağlayan hem de hasatı kolaylaştıran Lyre telli terbiye sistemi kullanıyormuş. Dairesel yapıda inşa edilmiş şaraphanede ise üzümler sadece yer çekimine uygun olarak hareket ediyor. Şaraphanenin ortasından toprağın altındaki mahzene bir kapı açılıyor. Doğal serinlik ve nem oranı için yer altı en uygun mekan tabii ki. Şaraplar üç kat meşe fıçı sırası ile ardından da şişelerde dinleniyor. Üzüm bağlarının hemen dibinde çok güzel bir otel de yapmışlar; Bakucha Otel. 18 odalı, açık yüzme havuzu, manzaralı saunası, masaj ve terapiler uygulayan spası, tavandan yerlere camla kaplı manzaralı restoranı olan gizli cennet.

İğneada, 20 km boyunca uzanan tertemiz sahili, dalgasız denizi, bozulmamış doğası ve muhteşem havası ile diğer rotamız... Önce İğneada’ya nasıl gidilir onu anlatayım. Ulaşım için kullandığımız yol; İstanbul’dan Çerkezköy, Saray, Vize, Demirköy ve İğneada güzergahı… Bu yolu kullanarak üç saatte İğneada’ya varılıyor. Burası Kırklareli'nin en özel yeri…

İğneada Limanı'nda pek çok restoran ve kafe yer alıyor. Karadeniz'in en taze balıkları burada. Yemek için manzarası ve kalabalığı en fazla yer olan Rota balık restaurantı seçtik. Burada kalamar, fener kavurma, tekir, karadeniz hamsisi ve sobada kızarmış ekmek harikaydı... Yemek sonrası balık restaurantına has sıcak helva, bizimle dostça ilgilenen mekan sahibi ve güzel dalmaçyalı köpeği Sezar Türk misafirperverliği gecemizi ayrı güzelleştirdi.

Avrupa’nın en büyük longoz ormanı olan İğneada merkezinden yürüyerek ulaşabileceğiniz İğneada Longoz Ormanları Milli Parkı; Kırklareli’nin Kıyıköy mevkiinde, İğneada beldesinde bulunuyor. 2007 yılında “milli park” statüsüne ulaşmış. 3155 hektarlık bir alan kaplamakta ve içinde Erikli, Mert, Saka (İğneada Longozu'nun en güneyinde bulunan, 5 hektarlık küçük bir göl ve yılın belirli zamanlarında denizle birleşiyor ki bu durumda eşi benzeri olmayan bir doğal kaynak oluşturuyor.), Pedina ve Hamam (adeta bir doğa harikası. İğneada Longozu içerisinde yer alan 7 gölden biri. Bulanık Dere Longozu'nun yakınında bulunan Hamam Gölü ve Longozu, kumsala 1200 metre uzaklıkta yer alıyor. ) adını almış beş doğal göl bulunmaktadır. Longoz “su altında orman” demek yani ormanın zemininin tümüyle toprak değil, mevsimsel olarak su kaplı olduğu şekli. Dolayısıyla Longoz Ormanları, Subasar Ormanları olarak da bilinmektedir. Eşsiz bir ekosisteme sahip olan Longoz Ormanları; Türkiye’nin en büyük, Avrupa’nın ise ikinci en büyük longoz ormanları ekosistemi. Dünya’da sadece üç örneği bulunuyor. Toprakları organik açıdan oldukça zengin. Özellikle sonbahar aylarında su kuşları ve leylekler tarafından geçiş alanı olarak kullanılmakta. Türkiye’deki %34 yaban hayvanı barındırmakta… İğneada çevresinde toplam 263 kuş türü kaydedilmiş... 45’ten fazla bitki türüne ev sahipliği yapmakta... İçinde ayrıca Bulanık Meşe Ormanı var ki burası suya yakın bölümlerinde kızılağaç ve dişbudak, kuru bölümlerinde ise başta saplı meşe olmak üzere pek çok farklı meşe türüne rastlamak mümkün.

Dupnisa mağarası Kırklareli’nin yaklaşık 50 kilometre kuzeydoğusunda bulunan Sarpdere Köyü’nün 6 kilometre güneyinde. Istranca (Yıldız) Dağları’nın en yüksek tepesi olan Mahya Dağı’nın eteklerinde yer almakta ve 180 milyonluk bir tarihe sahip. Dupnisa Mağarası iki katlı olup Kuru Mağarası, Kız Mağarası ve Sulu Mağarası olmak üzere üç mağaradan oluşuyor. Toplam uzunluğu 2720 metre olup Türkiye’nin en uzun mağaraları arasında yer almakta. İçerisinde bulunan yer altı nehri, sarkıt ve dikitleri bu mağaranın etkileyici özelliklerinden biridir. 16 türde yaklaşık 60 bin yarasaya da ev sahipliği yapmakta.