2908

Eye Of The Tiger

17 yaşındayım, Bodrum'dayım.

Orada yaşayan dayım bir anda dedi ki; "Şu su sporlarını yaptıran çocuk benim arkadaşım ister misin muza binmek?"
"Yaaa becerebilir miyim ki?" diye atladım.
Heyecanlandım da bi' yandan. Kalpler çıktı gözümden.
İnsan o yaşta deneyimlemediği herşeyi denemeye meraklı oluyor zaten niyeyse?
Dayım dedi ki "Tek olayı ellerini bırakmamak ve bacaklarını muza kilitleyip yapıştırmak, aman ne olacak, zaten güneşleniyorsun saatlerdir düşersen de denize girmiş olursun"

"E iyi madem" diyerek dünden razı kalktım hemen.

6 kişi, ben ve diğer tanımadığım insanlar olarak bindik.
Önce yavaş yavaş gezdirdi, sonra başladı hızlanmaya.
Hızlandığımız an dayımın söylediklerini hatırladım
"Ellerini bırakma bacaklarını kilitle!"
O iş tamam. Yapıştım bi' güzel muza.
Açtım zihnimde "Eye of the tiger" ı, sıktım dişleri, kıstım gözü. Gözü kıstım çünkü millet deniz gözlüğüyle katılmış mücadeleye ben 1-0 gerideyim resmen. Gözlük filan yok, acemi olduğum belli. Gerçi gözlük olsa da takılmayacak bir dönem, diyorum ya yaş 17, o yaşta böyle şeylere kızlar gözünü kaybetme pahasına bile olsa asla güzelliğini bozup kurbağa gibi katılmaz:)
Sağ sol sağ sol yapıyor muzu çeken adam.
3 kişiyi orada kaybettik.
Bi' baktım bütün kızlar dökülmüş
Bak gözlük takmışlar ama zarif kızlar onlar mesela, nazlı nazlı düştüler salınıyorlar suda.
Kalmış geride 3 kişi, ikisi erkek biri de ben Zeyna!
Bu sefer daha da hızlandı feci gidiyoruz ama!
1 kişi daha serildi serin sulara.
O da babam yaşlarda, içimden diyorum "ne işin var amca senin bu mücadelede git torununla kumdan kale filan oyna."
Kaldık ben ve önümdeki diğer eleman.
O da Rocky'deki Sarı dev gibi bir insanımsı.
Onun önümde olması sebebiyle deniz gözlüğüne ihtiyaç duymuyorum resmen, dalgaları göğsünde yumuşatıp geri püskürtüyor öyle bir fiziksel oluşum, öyle bir dağ parçası:)
Nasıl asılmış muza, uzanmış yatmış tam önümde.
Önümde olan çatalı yalnız:)
Komple açık.
Bakmiiiim diyorum yok, tam burnumun dibinde, o şekilde karşı koyuyorum mücadeleye. Kazanmak gittikçe zorlaşıyor tarafımda.
Sağdan sola, soldan sağa savruluyoruz biz çatalla beraber!:)) O da çetin ceviz, o da hırslı, düşmüyor, düşmüyoruz... Benim de içime şeytan girmiş gibi, gözüm dönmüş, her şartta devam ediyorum.
Sonra bizim muzu çeken abi sinirlendi, başladı deli deli hareketler yapmaya hoplatıyor, zıplatıyor, alınması zor virajlara sokuyor bizi.
Düşürmeye yeminli gibi düşmezsek denizin tuzuyla derilerimizi yüze yüze öldürecek belli!
Ve ben ölmeden önce gördüğüm son sahneden kesinlikle hoşnut değilim:)
Derken keskin virajı alamıyor düşüyor sarı dev, köpür köpür köpürterek caanım denizi.

Nasıl seviniyorum belli değil el kol hareketi yapıcam kendisine "Şortu az yukarı çek çıkmadan" diye de muzu bırakamadığımdan yapamıyorum. İçten içe gülüyorum ama. Uzun süre bir silüete bakınca gözünü kapasan da görürsün ya o silüeti, gözüm kapalı devam ederken hala görüyorum o sarı devin önümdeki mayo lastik izini:)
Herkes gitti ben kazandım teknik olarak ama süren abi de manyak çıktı, dur artık di mi!
Yok, hızlandı da hızlandı, delirdi hatta.
"Amacın öldürmek miiiiiii?" diye bağırmak istiyorum, o duyana kadar düşerim diye nefes bile almıyorum ama.
Tabii o da alışık değil anlaşılan minicik bir kızın böylesi hırslı çıkmasına.
Ben öyle yapışmışım ki muza
Sanki düşersem piranalar yiyecek öyle bi tutunma!
Sanki muza değil uçurumdan düşerken bir dala tutunma!
Ben düşmedikçe bu abi sağa sola uçuruyor beni.
O uçurdukta ben halatı tutuyorum.
Tutmuyorum adeta yapışmışım halata
Ellerim acıyor
Sızlıyor artık.
Kaynadı tuzlu suyla belki de ellerim o lanet halata:)
Bacaklar ilk dakikadan beri kilit pozisyonunda zaten, muzu yengeç gibi kıstırmışım,sıkıştırıyorum.
Ama pes etmiyorum
Savurdukça savuruyor beni.
Altın vuruşu sona saklamış belli, muzu önce yukarı fırlatıyor, havada sağ sol yapıyor ve devirerek, kendince rahatlıyorrrrrrrr.
Oysa bilmiyor ki; Mugejun bitti demeden bitmez'di.
Suyun altında bile bırakmamıştı o elleri ve gevşetmemişti bacak kilidini, ters duran kertenkele misali sinsice bekliyordu muzun altında:))
İçinden kendine "Eye of the tiger" müziğiyle "Acı yok Rocky!" diyordu!
Dıt dıtdıtdıt
Dıtdıt dııııııt
Dıt!
İşte o son dıt-tan sonra hoop muz düzeldi bi' baktı adam ben hala üstündeyim!:)
Şok oldu tabi.
Bu ne hırstı!
Havlu atmıştı artık, kıyıya sürmeye başladı.
Ama ne olur ne olmazdı, savaşta herşey mübahtı son dakika düşürür filan diye asla bırakmadım kendimi.
Kıyıya geldik herkes "ooooooo aaaaaaa n'aptın sen yaaaaa huuu wuuu" diyor.
Nasıl havalıyım
Nasıl gururluyum.
Sanki su sporları muz dalında Türkiye'ye madalya getirdim.
Sanırsın Dişi Rocky'im
Ya da
Kimsenin yenemediği bir deniz yarattığını sulara gömmüş gelmişim
En kötü Miss Turkey Banana'yım:)
Alkışlanmalı, omuzlarda taşınmalı, yerel Muğla gazetelerine çıkmalı, el ilanı olarak dağıtılmalıyım.
Peşinden hemen kendi su sporları şirketimi kurmalı, gençlere konuşmalar yapmalı, Türkiye de kalmamalı dünyaya açılmalıyım!

İskeleye adım attım, işte tam da o havayla,
Attım atmasına da, basamıyorum.
Bacakları kasmaktan felç gelmiş, yürüyemiyorum bildiğin. Bacakları açık yürüyen maymunlar gibiyim!
Zaten halatı sıkmaktan eller olmuş nasırlı tornacı eli ve kalmış yumruk şeklinde, açılmıyor.
Ama çaktırmıyorum.
Orada yıkılmadım 10'dan geri sayarken hiç yıkılmam diyorum:)
"Eye of the tiger" hala çalıyor zihnimde ama daha cılız dıt dıt dıt:)
Bitikliğimi çaktırmadan kazandığım kupayı kaldırmaya gidiyorum, yani bi hediye var onu almaya.
Hediye de uzaktan ben olduğum bile belli olmayan muza yapışmış zafer fotoğrafı.
Yumruklu kalmış ellerimi zar zor açarak fotoğrafı alıyorum. Tebrikleri kabul ediyorum.
Sonra geliyorum 20 tane bağı olan can yeleni çıkarttırmaya.
Çıkaran çocuk;
"Hiç savrulmadın, ilk defa bir kız düşmedi, tabi kilolu olanlar ağırlığı dengeleyemiyor düşüyor ama sen maşallah manken gibisin" fln diye ufaktan yürüyor bana. Ama ne işim olur onunla, o kiii bir yelek açıcı, bense bi efsaneyimmm o anda!;)
O sırada can yeleği de bütünleşmiş tabi benimle o kadar mücadeleye.
Açılmıyor.
Güneş'in altında koca yelekle duruyorum diye de geliyorlar ufaktan bana.
Ve açılıyorrrrr!
“Açılmasaydı da yapışık kalsaydı” dedirten şekilde açılıyor
“O güneş beni yelekle birlikte eritseydi de doğada yok olsaydım” dedirterek açılıyor.
“O muz'un üstünde buz dağına falan çarpıp ölseydim”  dedirterek;
“Şeytan üçgenlerinde kaybolsaydımm”
dedirterek açılıyor!
Açılmasıyla;
Yelekten kurtulmak için hızlıca tek kolu bi' çıkarıyorum;
"Kolsuz olaydım" dedirterek açılıyor.
Bir anda iskelede bi sessizlik oluyor.
Herşey duruyor.
Sanki bir ben,
Bir de karşımda yeleği açan çocuk kalıyor.
Meğer ben o arbedede bikininin üstünü kaptırmışım mavi sulara!!!:)))
Sen misin sarı devin çatalına gülen!?
Üstüm yok
Bildiğin yok,
Bikini izim dışında mevcut birşey yok, çıplağım!!!
Sükuneti bozma di mi?
Ama yoook, ben nedense çığlık atıyorum.
Çünkü daha 17, 17, 17 yaşındayım.
Bir iskelenin üstünde bikinimin olmadığı en korkunç yaştayım!:)
Çığlık atıyorum ki sahilde olaydan habersiz bira patates yapıp tavla oynayanlar da görsün!
Tutuluyorum öyle yani
Gözüne far tutulmuş tavşan gibi tutuluyorum
Güneş tutulması,
Ay tutulması gibi tutuluyorum!
Bi' tutulasıca ağzım tutulmuyor ama. Çığlık atıyor niyeyse ambulans sireni gibi, hatta doğurmakta olan eşek gibi kulakları sağır edercesine bir acıyla aiiiiiii aiiiiiii aiiiii! diye ardı ardına:)
Elinle yaprak yap bari değil mi bağıracağına.
Hiç mi görmedin Havva ana'dan, Adem babadan?
Yok, bacaktaki felç tüm vücuda yayılmış sanki o an.
Neyse karşımdaki çocuk akıllı ve sahiplenici çıkıyor Allah'tan.
Şak diye hemen yeleği geri geçiriyor kolumdan.
Yelek uzun, büyük boy yelek kalçamı filan örtüyor örtmesine de,
O an aklıma sarı devin çatalı geliyor, akabinde ise kan ter boşaltan şu soru çınlıyor kulaklarımda;
Benim "Alt" yerinde miydi acabaaağ!!!?"
Çaktırmadan değil, göz göre bir hamleyle aniden iki elimle arkamı tutuyorum.
Vallahi orada, "Ohhhh!" diyorum, binlerce kere "ohhhh!"
Deniz'e dönüp sssleriniyorum içimden;
Eyyyy Poseidon!!!
Yankılanıyor geri planda içimde "don, don, don!" kısmı.
"Eyyy Tanrıların tanrısı;
onu benden almamışsın ya şükürler olsun sana!"
Çünkü alt olmasaydı, kesin çıkardım zaten yerel Muğla'ya.
En kötü youtube'a..:)
Tüm bunlar olurken;
"Eye of the tiger" yerini "Bu akşam ölürüm beni kimse tutamaz, sen bile tutamazsın yıldızlar tutamaz" a bırakıyor sessizce...
Kendime geldiğim an; "Çekil şurdan yaaa" diyorum yeleği açan çocuğa bir anlık cinnetle.
Utanmasam onu suçlayacağım "Niye açtın o yeleğiiiiiiiii ırz düşmanı namussuz!" diyeceğim, hali hazırda yumruğu henüz açılmamış olan ellerimle suratına suratına vuracağım tüm hırsımı ondan aldıktan sonra ise bikinimin arasından böyle günler için sakladığım çakıyı çıkarıp o muzu da delik deşik edip rahatlayacağım oracıkta!
Ama bikini yoksa hayali çakı da yoktur tabi arasında;)
Dolayısıyla yapamıyorum.
Az önce şampiyon edasıyla çıktığım iskeleden, omuzlar düşük, kaşlar küçük Emrah şeklinde, kurtarmaya çalışırken kendi boğulmuş ezik cankurtaran gibi turuncu yeleğimi tuta tuta kabine gidiyorum ışık hızıyla.
Sen kalk başarınla anılmak için ellerini parçala, bacaklarını morart, felç ol.
Ama insanlar seni can yeleğiyle başı önde kabine koşarken hatırlayacak olsun!
Sevincimi yaşayamadım resmen utançtan yaaa!
O günden sonra bıraktım hırslarımı.
Artık önce bi' bakıyorum hırsıma hırs mı diye
Sonra kendime bakıyorum eksik bi parça var mı? diye:)
Zihnimde "Eye of the tiger"çalmaya başladığında ise;
Bi sus ya, ne geldiyse senin yüzünden geldi başıma diyerek;
İçimden tekrarlıyorum o sırada;
Sakın gaza gelme
O muza binen kızı unutma
O muza binen kızı unutm
O muza binen kızı unut

O Muza binen kızı ...
Dıt, dıt dıt dıttttt
Dıt dıt dııııııt
Dıt!
:)

Müge Tüzün
Mugejun