1992

Nigar'ın 58. Günü

Bütün aile yemek masasındadır. Sinan dışında kimsenin neşesi yoktur.

SİNAN- Hala nasıl ama ayakkabım?

NİGAR- Oğlum anladık tamam, dünyanın en güzel ayakkabısını almışsın anladık. Hadi yemeğini ye.

LEYLA- Bozma çocuğun keyfini.

SİNAN- Yani hala. Siz ne yaptınız bugün?

NİGAR- Alışveriş falan filan. Senin arkadaşın geldi bugün, Cem. Konuştun mu?

Lale dikkat kesildi.

SİNAN- Kim?

NİGAR- Şu arabası olan çocuk.

SİNAN- Cem mi?

NİGAR- Evet.

SİNAN- Aa? Sabah konuştuk niye gelmiş ki?

Nigar göz ucuyla Lale’ye baktı.

NİGAR- Sen kimleydin peki?

SİNAN- Ben mi? Hiiçç.

NİGAR- (gülerek) Nasıl hiç? Kimleydin ulan?

SİNAN- Ya hala uzatma, ince iş işte.

NİGAR- Oooo? Anlat anlat eğlenelim biraz.

Lale konunun değişmesiyle rahatlamıştı. Leyla’yla göz göze geldiler.

-o-

Selma masayı toplarken Hayri uzandığı koltuktan çocuklara baktı. Ellerindeki oyuncakları ilk defa görüyordu.

HAYRİ- Kız! Nereden çıktı bu oyuncaklar?

Selma tedirgin,

SELMA- Ha onlar mı? Nigar almış çocuklara.

Hayri yattığı yerden doğruldu.

HAYRİ- Allah Allah? Hangi dağda kurt ölmüş?

SELMA- Ne diyorsun akşam akşam Hayri ya?

HAYRİ- Diyorum ki, hangi dağda kurt ölmüş de Nigar çocuklara hediye almış? Bayram değil seyran değil.

SELMA- Ne bileyim içinden gelmiş işte. Ne var bunda?

HAYRİ- Ne mi var? Kendi gırtlaklarını zor doyuruyorlar!

SELMA- Ya işte annesine göz kulak oluyorum diye…

HAYRİ- Yani annesine hizmetçilik yapıyorsun diye! Kızım teşekkür edecekse böyle ota boka harcayacağına para versin sana! Hiç değilse yaptığın işin bir adı olur!

SELMA- Saçmalama Hayri.

Hayri çocuğun elinden oyuncağı alıp bakar.

HAYRİ- Pazar işi de değil. Ne o? Zam mı yapmışlar Nigar’a?

SELMA- Ne bileyim ben be?

HAYRİ- Çıkar yakında kokusu.

Selma ürperdi. Masa örtüsünü toplayıp hızla çıktı salondan.

-o-

Gece Lale’yi uyku tutmuyordu. Gündüz olanları düşünürken içeri usulca halası girdi. Lale’nin yanına kıvrıldı. Yüzyüze durdular bir süre. Nigar kızın saçlarını okşadı.

NİGAR- Lale? Ne derdin var senin kuzum? Hadi anlat bana.

LALE- Gerçekten yok bir derdim hala.

Sessizce baktılar birbirlerine.

NİGAR- Bugün Cem niye gelmiş buraya acaba?

Lale tedirgin oldu.

LALE- Ne bileyim ben ya?

Nigar gülümseyerek öptü kızı. Yataktan kalktı.

NİGAR- İyi geceler kuzum.

Nigar çıktıktan sonra Lale utançla kapattı gözlerini. Halası anlamıştı işte. O sırada Cem’den mesaj geldi. Panik içinde buldu telefonu.

“ İyi uykular’. Lale’nin kalbi yine sevinçle atmaya başladı. Cevap yazmadan yastığının altına koydu telefonu.

-o-

Sabah evden çıkarlarken Nigar annesini öper.

NİGAR- Duydun mu anne? Münevver hanımı hastaneye kaldırmışlar.

LEYLA- Aa, ne olmuş kadıncağıza?

NİGAR- Bilmiyorum, iş çıkışı uğrayacağım. Hadi görüşürüz.

LEYLA- Nigar, bu gece…

NİGAR- Evet anne.

Çocuklar duydu mu diye bakındı. Sinan içeriden süslenmiş halde geldi.

SİNAN- Çıkıyorum ben, akşama görüşürüz.

NİGAR- Geç kalma akşama.

SİNAN- Belki takılırız hala ya.

NİGAR- Olmaz her gece her gece. Hem ben hastaneye uğrayacağım Münevver hanım için. Erken gel Lale’ye yardım et yemek için.

SİNAN- O yapar hala ya.

NİGAR- Sinan!

SİNAN- Tamam tamam, hadi kaçtım ben.